LİKYA TURU(1. Gün)

Yıllık izin hakkım olmadan dokuz günlük tatil yapmayı başaran ben :) Nasıl mı mübarek ramazan bayramı sonundaki 2 gün izin alınır ve haftasonları ile birleşen tatil olur dokuz gün. Ama bu tatil bir yıl bana yetmeli. İzin alabileceğimi öğrenince ilk işimiz nereye gitsek diye plan yapmak oluyor. Datça maceralarımızı takip edenler hatırlar nasılda keyif almıştık Güney Ege kıyılarından. Tabi ki gönül yurtdışına çıkmak istiyor ama koşulları daha da zorlamamak gerek zaten süre kısıtlı pasaport ve vize işlemlerine zaman yok. Arabayla mı çıkmalıyız yoksa bir Kültür turuna mı katılmalıyız derken kendimizi ETS Turun Göcek-Likya Turunda buluveriyoruz. Eşim araba kullanmadan rahat bir tatil yapmak istiyorum dediği ve bayramın ikinci günü başlayan bir tur bulduğumuz için olsa gerek düşünmeden katılıyoruz. Bayramda büyükler ziyaret edilmeden olmaz. O nedenle bayramın ilk günü tüm sürhatiyle bütün akrabalar geziliyor geç saate kadar ve gönül rahatlığıyla tatile çıkılabilir artık.

İstanbul çıkışlı bir tur bu aslında ama biz İzmir üzerinden geçerlerken dahil oluyoruz onlara.  Tur programına göre ilk durağımız Akyaka. Turun genel olarak konsepti şu otobüs ile ulaşım otelde konaklama ve her gün ayrı bir tekne turu ile önemli koyların ziyareti. Yani bol bol yüzmeceli bir tur. Hem de hedefimiz olan Güney Ege kıyılarında bilmediğimiz yerleri keşfetme isteğimiz gerçekleşmiş oluyor bu tur sayesinde.

Akyaka küçük sevimli bozulmamış bir yapıya sahip. Bembeyaz evleri ile bize tatile hoşgeldiniz diyor. Burada inip dolaşma şansımız olmuyor. Kıyısından bindiğimiz bir tekne ile güzel koylara açılıyoruz. Büyük bir tesadüftür ki arkadaşlarımızda bir geceliğine Akyaka'ya gelmişler. Onlarıda bizim tekneye alıyoruz ve kıyı kıyı geziyoruz. Tüm günümüz deniz üzerinde keyifle geçiyor.

Gökoava Tekne turu sırasında Gelibolu Adası, Sualtı Mağaraları Koyu, İncekum Plajı(Kedrai Antik Kenti) ve Kleopatra Plajı geziyoruz.

Kendrai Antik Kenti



Sevgili dostlarımız Taner ve eşi Meliha...





 Sedir Adası



Antik Tiyatro




 Güneşten bakamayan ben :) ve güzel manzara ...


Kleopatra Plajı...


Görmüş olduğunuz bu kumlar Mısır'dan getirilmiş doğal bir kummuş ve kendi kendine çoğalma özelliğine sahipmiş. Koruma altına alındığı için ayak basmak yasaktı. Bazılarının çalıp kaçmaya çalıştığına bile tanık oldum enterasan acaba ne yapmayı planlıyorlardı :)



Tekne Turunun ardından botlara bindiriliyoruz ve Azmak nehri üzerinde serin bir tur atıyoruz. Suyun 4 derece olduğu söyleniyor. Sadece ayaklarımı sokmakla yetiniyorum muhteşem bir görüntü. İnsanlar bu suyun genç kalmaya yardımcı olduğuna inanıyorlarmış. Bu sebepten olsa gerek pek çok yüzen insan görmek mümkün.
Çayın etrafında bir çok balık lokantasıda yer alıyor. Hatta bazı restorantlar masaları Azmak Çayı içine konumlandırmışlar. Aklımız onlarda kalmıyor değil. Tekrar gelinmek üzere Akyaka'yı not alıyoruz.
Not:Akyaka'ya tekrar gelinecek ve Azmak kenarında Rakı Balık yapılacak :)





Otelimize yerleşmek için Göcek'e doğru yol alırken yolumuzun üzerinde yer alan Aşıklar yoluna uğramadan gitmiyoruz. Bu bölge daha önce sazlık olduğu ve çok sinek yaptığı için o dönemin belediye başkanı yurt dışından bu Okaliptüs ağaçlarını getirtiyor. Günde 1000 lt su kapasitesi olan ağaçlar bölgenin sivrisineklerden arınmasını sağlıyor. Çok güzel bir görünüme sahip bir yol huzur veriyor adeta.




Gün bitiyor otelimize yerleşiyoruz ve ertesi gün için enerji topluyoruz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...