BÜYÜKADA



Tekrar İstanbul için yollardayız. Bu sefer yıl dönümüzü kutlamak için Büyük Ada’ya gitmeye karar veriyoruz. Zaten uzun süredir hep aklımızda buraya gitmek yani kâğıda dökülmemiş bir gidilecekler listemiz var biz bu listeden yapılabilirliği en yüksek olanını seçiyoruz ve hazırlıklara başlıyoruz. Birkaç ay önceden en uygunundan uçak biletlerimizi alıyoruz. Böyle parça parça tatil detaylarını halletmek insanı ekonomik olarak çok yormuyor. Daha sonra zaman yaklaştıkça oteli ayarlıyoruz. Bunun içinde indirim sitelerinden yararlanıyoruz. Temiz kaliteli bir oteli pansiyon fiyatına tutuyoruz. Klasik bir ada mantığı oluşmuş sanırım hangi adaya giderseniz gidin konaklama her zaman pahalı. Belki farklı bir yere gitseniz çok daha kaliteli bir konaklama yapabilecekken aynı fiyata pansiyonda zor kalıyorsunuz. Ama biz şanslıyız otelimiz temiz, hoş bir dekorasyona sahip gerçi biraz gürültüyle uyandık sabah ama o kadar olur diyoruz.

Gelelim gezinin detaylarına Anadolu yakasına iniyoruz biletlerimiz Sabiha Gökçen Havalimanına. Çünkü Adaya geçiş Anadolu yakasından daha yakın, zaman çok kıymetli bizim için zaman tasarrufu gerekli J E-9 otobüsüne binip Bostancı (son durak) iniyoruz. Hemen vapur iskelesinin karşısında indiriyor otobüs buraya kadar yolculuk ortalama 50-60 dk sürüyor yoğunluğa bağlı sanırım cumartesi öğleye yakın saatlerde bu kadar sürdü. Vapur saatleri de sanırım otobüs saatleri ile uyumlu planlanmış çok kısa süre sonrada vapura biniyoruz. Vapur diğer adalara uğramadan Büyükada’ya geçerse 30 dk da varıyor fakat Heybeli ya da diğer adalara uğrarsa bu süre uzuyor. Bizim seferimiz ilk olarak Heybeliada’ya uğrayıp daha sonra Büyükada’ya idi. O nedenle 45 dk da vardık. Etrafa bakınarak ve yön bulma yeteneğimize güvenerek ilk iş olarak eşyalarımızı otele bırakıp yerleşmek oluyor. Zaman kazanmak için çünkü çok sevgili arkadaşlarımız Taner-Meliha çifti bize katılacak adada. Onlar bizim sefer saatine yetişemiyorlar bir sonrakine biniyorlar. Onlar gelene kadar biz oteli bulup yerleşiyoruz ve yaklaşık saat 2 civarında buluşuyoruz.







Ve ada turumuz başlıyor. Birer bisiklet kiralayıp başlıyoruz adayı turlamaya. Muhteşem yalıların olduğu sokaklardan yokuşları tırmanarak geçiyoruz.  Birbirinden güzel yalılar hayranlık duymamak imkânsız. Nasıl bir zenginliktir burada yaşamak diye düşünmeden kendimi alamıyorum çok güzeller. Hedefimiz Aya Yorgi kilisesini görmek. Birçok mesire yeri ve plaj geçiyoruz hava kış olduğundan buralarda zaman kaybetmek anlamsız. Aya Yorgi’ye giden yokuşa geliyoruz sonunda ama bisikletle çıkmak yasak bisikletlerimizi bağlayıp başlıyoruz yukarı tırmanmaya zorlu bir yürüyüş ardından Kilise karşımızda ve hemen yanında çok şirin bir restoran. Acıkan karnımıza yenik düşüp ilk olarak restorana giriyoruz. Burası sıcak ve şirin bir ortam. Bana Türk filmlerinde mahsur kalınan o dağ evlerini anımsatıyor. Menü güzel özellikle börekleri çok başarılı sıcacık geliyor. Birde adaçayı ile üşüyen Mehmet ve bana çok iyi geliyor.








Buradan çıkıp kiliseyi gezmek istiyoruz üzücüdür ki 4 te kapanan kiliseye yetişememişiz yirmi dakika ile kaçırmışız. Tekrar aşağıya doğru yürüyüp bisikletlerimize kavuşuyoruz. Farklı bir güzergâh kullanıp tekrar iskelenin oraya gidiyoruz bisikletlerimizi teslim ediyoruz. Meliha ve Taner için geri dönüş vakti. Bizde otelimize gidip biraz dinleniyoruz. Akşam evlilik yıldönümümüzü kutlamak için çok şık ve romantik bir mekâna rezervasyon yaptırmış Mehmet hazırlanıp oraya gidiyoruz. Ortam çok romantik ama sağ olsunlar hazırlıkları henüz yapmamışlar o nedenle bizi bahçede ağırlıyorlar. Sonra içeri giriyoruz begonvil ve gül yaprakları ile bezenmiş şık bir masa bizi karşılıyor. Mezeler kıvamında bol çeşitli. Levrek istiyoruz tamam deniyor fakat biraz sonra şef garson utangaç bir halde kalmadığını söylüyor şaşırtıcı rezervasyon yaptırmasak anlamlı olabilir ama bu durum için anlamsız geliyor. Yemekten sonra minik bir sürpriz beni karşılıyor. Pasta ile evlilik yıldönümümüz kutlanıyor birde hatıra fotoğrafımız çekiliyor. Servis biraz zayıf ama o anki mutluluğumu hiç bir şey bozamaz. Çalışanlarda biraz dikkatsiz açık mutfak bir düzenleri var bir şeyler kırıp döküyorlar böyle küçük aksiliklere rağmen keyifli bir akşam yaşıyoruz. Tabi en son şef garsonun gelip doğum gününüz kutlu olsun demesi de son gaf oluyor :D Artık bozmamak adına tabi bir hafta sonrada doğum günüm diyerek olayı geçiştiriyorum. Mehmet’e güzel düşüncesinden dolayı teşekkür ederim. Tüm aksiliklere rağmen benim için unutulmaz romantik bir geceydi.
Ertesi gün kalkıp güzel bir kahvaltı yapıyoruz ve otelden ayrılıyoruz. New Balance Büyükada koşusunu görüp şaşırıyoruz. Ada bu organizasyon ile baya hareketlenmiş durumda. Bizde onları seyredip destekliyoruz. Birinciler belli olduktan sonra tekrar adayı gezmeye devam ediyoruz. Adada dondurma yememek olmaz birer külah alıyoruz. Sonra vapura binip tekrar Bostancıya birkaç saatte burada oyalandıktan sonra havalimanı ve İzmir’e geri dönüyoruz.
Tüm güzel şeyler gibi İstanbul gezisi de sona eriyor. Umarım tekrar yazın gitmek dileğiyle.


       



LİKYA TURU(4. Gün)

Turdaki son günümüze gelmiş bulunmaktayız. Her güzel şey gibi tatilinde sonu var malesef. Son günümüzün programı ise şöyle Belcekız Plajından tekne turumuza katılarak Kelebekler Vadisi, Darboğaz, Nicholas Adası, Soğuksu Koyu'nu gezmek. Fakat nasıl bir şansızlıksa Nicholas Adası ve Soğuksuyu gördükten sonra hava patlıyor Kelebekler Vadisine gidemiyoruz iki ada arasında mahsur kalıyoruz. İki yöndende şansımızı deneyip ilerlemeye çalışıyoruz ama teknemizin küçük ve bakımsız olmasınında etkisi ile en yakın karaya bağlı noktadan tura veda ediyoruz moraller bozuluyor ama yapacak birşey yok. Buradan Ölüdenize geçiyoruz yüzme molamızdan sonra evlere dönmek üzere yola çıkıyoruz. Bir tatil daha son buluyor yeni yerler görmek dileğiyle şimdilik hoşçakalın. 




















:)


LİKYA TURU (3.Gün)

Likyada tura devam. Tur programımızda bugün 12 Adalar Tekne Turumuz var Tekne turu sırasında Şövalye Adası, Yavansu, Akvaryum, Yaz Limanı Yassıcılar ve Kızılada yer alıyor. Yine bol bol yüzdüğümüz bir gün geçiriyoruz. Dönüşte Aminthas mezarına çıkmamız planlanıyor fakat denizde zamanı çok geçirince ona zamanımız yetmiyor. :( Çünkü otelimize dönüp hemen hazırlanıp çıkmamız gerekiyor. Fethiye gecelerine akacağız. :) Tur olarak Mango Bar'a bir etkinlik düzenleniyor.Burada Pascha çıkıyormuş çok meşhur olmasına rağmen biz yeni öğreniyoruz. Bize uzak bir müzikal sunuyor Pascha. Çok güçlü bir sese sahip ama öncesinde çıkan kişi bizi daha çok etkiliyor onun müzik tarzını ve sesini daha çok beğeniyoruz. Ve günü eğlenceyle tamamlıyoruz.


















LİKYA TURU (2.Gün)

Güne güzel bir kahvaltı ile başlıyoruz otelimizde. Havuz kenarında begonviller arasında keyifli bir sabah kahvaltısı oluyor bizim için.


Bugün tur programımız Demre yani Noel Baba Klisesi(St.Nicholas), Kekova Tekne Turu. Tekne Turu sırasında göreceğimiz yerler Simena (Kale Köy), Tersane Koyu, Hamidiye Koyu, Kekova Adası, Batık Şehir ve yol üzerinden ponaramik olarak Kaputaş Plajı, Kaş ve Kalkan yolunu izleyerek otelimize geri dönüyoruz.





Saklıkent Kanyon





Su çok soğuk ama dayanamadım...









Demre Noel Baba Klisesi





 Kekovaya doğru yol alırken...



Kekova tekne turu sırasında...


















Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...