İstanbulda Bir Gün

30 Mart Cumartesi

Sağlık mühim bir olay küçük bir operasyon geçirmem gerekiyor yollara düşüyoruz. Doktorlar bazen her şeyi çok hafife alıyorlar. Operasyondan sonra normal hayatınıza geri döneceksiniz hiç bir sıkıntınız olmayacak yatmaya dinlenmeye ihtiyacınız olmayacak diyince kendimize göre program yapıyoruz.

Tabi operasyon olduktan sonra tam anlamıyla normal hayatıma geri dönemiyorum ağrı kesicilerle yavaş hareketlerle de olsa yaptığımız programı gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Fotoğraflarda da hissettiğim acıyı elimden geldiğince gizlemeye çalışıyorum ne de olsa o günü kötü anmamak gerek ileride :).



Bizim vefakar dostumuz bugün de bizi yalnız bırakmıyor. Koşup geliyor yanımıza bir çok yer gibi onunla İstanbul da zevkli bir hal alıyor.


İlk işimiz yemek yemek oluyor. Çok üzücüdür ki utancımdan gittiğimiz bu lezzet durağının fotoğrafları yok elimizde. Çünkü Mehmetlerin çok eski dostu olan Faruk Amca'yı ziyaret ediyoruz. Bu cana yakın insanları ilk defa görüp tanıyorum ben ama fotoğraf çekmeye hem utanıyorum hemde operasyondan sonra ki bu ilk saatlerde pekte fotoğraf çekilebilecek modumda değilim. O nedenle onların sitesinde yer alan fotoğraflardan yararlanıyorum. Gerçekten çok lezzetli köfteleri var ben ilk anda bize sorulmadan gelen köftelerin bir buçuk olduğunu duyduğumda bitiremem diyorum sonrasında ise söylediğime utanıyorum. Birde bakmışım koca tabağı bitirmişim. Ama nasıl bir lezzettir kelimeler kifayetsiz kalır hemde insanı şişirmeyen cinsinden. Ardından Gümülcine de Gazi Helvası olarak bilinen irmik helvası geliyor. Hafif ve lezzetli bir tat. Gerçekten doyamıyoruz ve memnuniyetimizi aktarıyoruz birazda helvanın tarifini öğrenmeye çalışıyoruz ama çabalar boşuna bu sırrı paylaşmaya niyeti yok ustamızın. Eğer yolunuz İstanbul'da Sirkeci taraflarına düşerse 'Namlı Rumeli Köftecisi' muhakkak uğramalısınız. Köftenin Rumeli yorumu nasıl oluyor birde böyle tatmak için.


Yemekten sonra yine ağır adımlarla ama biraz daha iyi bir şekilde yola koyuluyoruz.




İstanbul bahar üstü çiçek bahçesi gibi, İstanbul bize ve bahara merhaba diyor.













Birçok yeri dışarıdan fazla zaman harcamadan ve mümkün olduğunca oturmadan gezip dolaşıyoruz. Çünkü yürümek daha az sıkıntılı oturmak büyük dert benim için. Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Dikili Taş, Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı gezdiğimiz gördüğümüz yerler.


Pier Lotiye mi çıksak yoksa Boğaz'da bir tur mu atsak kararsısız. Boğaz Turu daha cazip geliyor. Meydana atıyoruz kendimizi. Tarihi Eminönü Turşucusu ve Balık Ekmek satan süslü tekneleri görüyoruz. Karnımız tok olmasa 'Balık-Ekmek' kombinasyonuna hayır diyecek insanlar değiliz fakat tüketebilecek durumda da değiliz turşuyla avutuyoruz kendimizi.


İçmeyenin ağzını sulandıran cinsten turşu suyu. İçeninde içinin yanacağı kesin :) .





Boğaz turu için vapura biniyoruz. Boğazda yolculuğumuz başlıyor. Haliç köprüsü mavi bir dantel gibi süslüyor boğazı, insanlar bin bir telaş dolaşıyor üstünde balık tutmaya çalışanlar apayrı bir şenlik.



Gökyüzü buğulu sisli tıpkı bir rüya gibi geçiyoruz boğazın sularından.



Rumeli Hisarı heybetiyle kafa tutuyor Boğaz rüzgarına.


Birer inci gibi süslüyor yalılar boğazı sağlı sollu.





Boğaz turunu tamamlayıp karaya ayak basıyoruz. Taksime doğru yürüyeceğiz yolumuz Haliç Köprüsünün üzerinden geçiyor.




Galata Kulesinde soluklanıyoruz akşam oluyor 3 kafadar ve Galata Kulesi :) .



Nostaljik olan herşey dikkatimi çeker. İşte bu tramvayda öyle fakat hareket ettiği için bu anı yakalamak kolay olmuyor.



Yavaş yavaş geri dönüş saatimiz yaklaşıyor.İstanbul'un yeme içme olarak dünyaca bilinen lezzetlerinden kebap olayını gerçekleştirmeden ayrılmamalıyız bu şehirden. Bu işin ustası neresi diye soruyoruz Sütiş genelde tercihim olur diyor sevgili dostumuz Pınar ona güveniyoruz. En az bizim kadar dikkatlidir yeme-içme konusunda. Biz onu Namlı Rumeli Köftecisiyle tanıştırıyoruz oda bizi Sütiş ile. Birer iskender söylüyoruz listede kararsız bakınırken. Üzerinede çay servis ediyorlar birde ekmek kadayıfı damağımız şenleniyor.




Havaalanına geç kalmamak adına telaş içindeyiz. Metro ulaşımı yokmuş buradan. Havaşla gideceğiz Atatürk Havaalanına o nedenle Taksim fotoğrafımız biraz bulanık. Ayrılık vakti yuvamıza geri dönüyoruz. Tekrar görüşmek üzere İstanbul şimdilik elveda.






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...