SAMOS GEZİSİ






Merhaba üzerinden çok zaman geçmiş bu yazıyı yazamamak büyük eksiklik oldu benim için ama artık eskisi kadar zaman bulamıyorum. Oysaki yeni yerleri görmeyi ne kadar seviyorsam onları sizlerle paylaşmayı da çok seviyorum.

Çalışma koşulları değişince insan gerçekten kendine ve hobilerine daha az zaman ayırabiliyor bu nedenle gecikmeli yazılarımdan dolayı sizlerden özür dilerim.
Bu yaz aslında iki ayrı tatil düzenledik hep aklımızın bir köşesinde duran İspanya gezisini biraz daha ertelemek durumunda kaldık ama bir yurt dışı gezisi planlanmalıydı. Biz orası mı daha iyi olur yoksa burası mı daha iyi olur diye düşünceler içerisindeyken her şeyin pekte iyi gitmediği günler yaşadı güzel ülkemiz. Farklı hayaller kurarken farklı şeyler yaşattı bizlere hayat.Ülke olarak çok zor günler atlattık. Aklımıza gelmeyecek üzücü bir çok şey. Tabi geri dönüşleri de oldu bu olayların yurt dışı çıkış yasağı bunlardan en önemsiz olanıydı bu nedenle planımızı yurt içiyle sınırladık ve Fethiye-Ölüdeniz 'e gittik onunla ilgili yazıyı umarım vakit bulursam sizlerle paylaşmak isterim.
Yasaklar ortadan kalkıp tekrar normal bir hal alınca yaşam bizde yurtdışı ama yakın mesafe olan yunan adalarına yöneldik. Daha önce Midilli, Santorini ve Mikanos tecrubemizden dolayı memnun kalacağımızı düşündüğümüzden Samos'u tercih ettik bu nedenle önceliği bizim çok ama çok sevdiğimiz Samos'u anlatarak başlamak istiyorum. Türk olarak böyle güzel adaların kaybedilmiş olması gerçekten üzüyor insanı keşke gidip yerleşme orada yaşama şansımız olsaydı herhalde hiç düşünmeden biz giderdik eşimle.

Samos aslında yurtdışına çıkmak isteyen ama yakından başlasam daha iyi olur diyenler için iyi bir başlangıç noktası olabilir. Çünkü bir kaç gidiş alternatifiniz var ve eğer siz İzmir de yaşıyorsanız (yada yakınında) Seferihisar Sığacıktan feribot ve kapı vizesi ile 2 saatte Samosta olabilir bu güzel adanın tadını çıkarabilirsiniz. Yine aynı gün akşam feribotu ile geri dönebilirsiniz yada sadece bir hafta sonu kaçamağı bile size iyi gelebilir. Ama biz tatilimiz sırasına otostop çeken bir Türk aile ile karşılaştık çok çok uygun fiyatlarla bir pansiyon kiralayarak 15 gün tatil planı yapmışlardı. Kalacakları pansiyon sahibinin bile şaşkınlığıyla karşılaştıklarını söylemişlerdi bize belkide hiç o kadar uzun kalan olmamıştır kim bilebilir.

Samos Star adlı bir firmanın yaptığı bayram kampanyası ile planladığımız tatil aslında tamda istediğimiz gibi bayramdan bir kaç gün önce hengameden kalabalıktan uzak sımsıcak ve sakin bir şekilde geçti. 2 gece konaklama gidiş dönüş feribot bileti ile tur 95 euroydu. Birde kapı vizesi için 45 Euro verdik firmaya.(kişi başı henüz euro bu kadar yükselmemişti)

Sabah saatlerinde Sığacıktan bindiğimiz feribot bizi 2 saat içerisinde resimde gördüğünüz Karlovassi manzarası ile karşıladı. Önceden gerekli bir kaç evrak ve kapı vize giriş ücretini firmaya vermiştik feribottan indiğimizde çokta kalabalık değildik küçük bir kuyruk oluştu ve tüm yolcular yeşil pasaportluydular 5dk bile sürmeyen onaylarla geçtiler ama biz bahtsız bedevilerin yeşil pasaportu olmadığından dolayıdır biraz bekletildik tüm yolcular geçtikten sonra işlemlerimiz yapıldı ve Samos'a giriş yaptık. Tahmin ettiğimizden çok kısa sürdü ama yoğun bir dönemde giderseniz mesela bayram tatili gibi eminim bu süre uzayacaktır.




Gitmeden önce orada rahat gezebilmek amacıyla Happy Car firması ile anlaşmıştık. Çok uygun fiyatları ama çok kaliteli araç beklemek hata olur ada küçük yolları dar olduğu için genelde oranın halkı da minik arabalar tercih ediyorlar. Bize de bir i10 araba ayrılmıştı henüz vize giriş işlemlerimiz için beklerken karşıda park edilmiş olarak bizi bekliyordu. İşlemler biter bitmez üzerine bırakılan anahtar sayesinde kalbimizin sesini dinleyerek araba kiralama firmasının ofisine ulaştık bu sayede eşyalarla orayı bulmak için helak olmamıştık. Bu güven herhalde buranın bir ada oluşundan geliyordu sonuçta arabayı alıp kaçabilecek bir yeriniz yok hemen yakalanırsınız. Bir kaç evrak imzaladık. Samos' la ilgili bir kaç ipucu aldıktan sonra kalacağımız otelin hemen yanda olması büyük tesadüf oldu. Hemen eşyalarımızı bırakıp gezmek için can atıyorduk :)



    Karlavossi- Erato Hotel
    Karlavossi- Erato Hotel


Karlovassi de denize işte bu gördüğünüz manzara ile bakan mavi beyaz şirin bir oteldi kaldığımız yer. Erato otel. Bir kaç oda önerisinden deniz manzaralı olanı tercih ettik ve şansımıza gayet ferah büyük bir oda denk geldi.

Eşyalarımızı otele bırakıp zaman kaybetmeden hemen düşüyoruz yollara bir plan yapıyoruz kendimize daha fazla yer görebilmek için. İlk durak Lemonakia Beach, burada açlığımızı dindirip biraz denize girip güneşlenerek dinleniyoruz. Okuduğumuz bloglarda buranın çok meşhur olduğu yazıyor bizden kaçar mı hemen gidiyoruz. Burada bi kaç saat vakit geçirdikten sonra Monalates' e gitmek için yola çıkıyoruz.

    Lemonakia Beach

    Lemonakia Beach

    Lemonakia Beach

    Lemonakia Beach

    Lemonakia Beach
    Lemonakia Beach

Biraz gotik, fazla derecede huzur dolu serin mi serin dağ yollarını tırmanarak Manolates'e ulaşıyoruz. Burası bana Şirince'yi anımsatıyor. Gittiğim her yerin bir başka yeri anımsatması artık bende bir huy gelenek halini almış durumda daha önce yazılarımda bahsettim mi bilmiyorum ama günlük yaşamımda çağrışım olayı çok olur bana :).




Amaçsızca sokaklarını geziyoruz bu güzel dağ kasabasının hoşumuza gidiyor. Yine araştırmalarımıza dayanarak AAA isminde bir yerin meşhur olduğunu öğrenip soluğu bu mekanda alıyoruz. Yorgunluğumuza çok iyi gelen birer kadeh şaraptan sonra Karlovasiye dönüp dinlenmek yerine herkesin pek bir övdüğü Kokkariye gitmeyi tercih ediyoruz.



                                    MANOLATES



    AAA



Kokkari Samos adasının bence en hareketli ve en eğlenceli yerlerinden biri. Deniz kenarına sıralanmış birçok mekan geceli gündüzlü size eğlence sunuyor. Ama bir Çeşme kadar beklentiniz olmasın. Çünkü Samosun kendine has bir eğlence anlayışı var. Gündüzleri deniz kenarında şezlonglarda uzanıp dinlendiğiniz bir mekanda akşam ya uzo balık ile keyif yapabilir yada frappelerinizi yudumlayarak dalga sesleri eşliğinde sohbet edebilirsiniz.



Biz Kokkari’ye sanırım 3 ya da 4 kez uğradık. Burada tekrar tekrar gidecek kadar beğendiğimiz Cafe Del Mar adlı bir mekan yer alıyordu. Sahilde yer alan bu mekana Monolates dönüşü uğradık. Bir diğer çok methedilen mekan ise Meltemi'ydi. Fakat oraya bir sonraki gece uzo balık ve deniz mahsulleri için ziyaret ettik. Cafe Del Mar da birer frappe içtik mehtaba bakıp ne kadar şanslı olduğumuzu hissettik ve yerinde durmak bize göre olmadığından tekrar arabamıza binip Samos’a yani merkeze doğru yol aldık. 



Samosun Samos isminde bir yerleşim yeri var burası merkez kabul ediliyor. Yolumuza devam ederken kendimizi burada bulduk. Yerleşimin burada yoğunlaştığı çok belli öyle ki bir tatil yerinden çok şehir havası vardı. Kıyı boyunca yine restoranlar mevcut ve bir de meydanı var Samos’un. Gittiğimizde bir konsere denk geliyoruz aslında bakarsanız biz bir anma töreni olarak düzenlendiğini düşündük çünkü ertesi gün tarihlerden 9 Eylül. Birçok genç yaşlı ama daha çok yeni nesil burada toplanıp karışıp kaynaşıyorlardı. Şarkılar, ezgiler ne kadarda bizden ama bir o kadarda yabancıydı. Sözlerini anlamasakta şarkılara Türkçe olarak eşlik ettik. Artık enerjimiz tükenmişti. Yorulduğumuzu hissedip otelimize geri döndük.
Adada tüm mesafeler yakın olduğu için kısa sürede çok yer görebilirsiniz. Bu nedenle 2 gece 3 günlük turu tercih etmekle doğru bir karar almıştık. Ama daha uzun kalsak da sıkılacağımız bir yer değildi Samos. Tekrar gelebilmenin plan ve hayaline düşmedik de değil.

Ertesi gün güzel bir kahvaltıdan sonra tekrar yollara düşmüştük. Bu arada kahvaltı demişken Yunan kültüründe kahvaltıda yoğurt üzerine bal dökmek gibi bir adetleri var. Zaten ellerden frappe hiç düşmüyor. Sabahın erken saatlerinde ellerde frappelerle özelliklede yeni nesli görmeniz mümkün.

İkinci günümüz de hedefimiz Pisagorun doğduğu Pythagoreio görmek. Bu amaçla yollardayız. Dağların arasında döne döne bir aşağı bir yukarı varıyoruz. Burası güzel bir kıyı birçok Türk ile karşılaşıyoruz. Hatta yatları ile buraya yanaşan Türklerde var. Çarşısını gezip kıyıya varıyoruz burada Pisagorun heykeli yer alıyor. Samos’u kıyı boyunu gezerek günü tamamlamak istiyoruz.


    Pythagoreio 
                                     Pythagoreio 
                                    Pythagoreio 
    Pythagoreio 
                      Pythagoreio 

Buradan sonra vardığımız ilk durak Psili Ammos oluyor. Türkiye’ye en yakın plaj burası. Öyle ki Kuşadası’ndan kalkan tekne turları tüm eğlencesi ile buradan görmek mümkün. Ama bizi çok sarmıyor burası çok kısa durup hatta bu plajda denize girmeden ayrılıyoruz. Yolculuğa devam ediyoruz.

                      Psili Ammos

Yolumuz yine merkeze düşüyor burada gezerken acıkıyorum ve döner krizim tutuyor. O kadar lezzetli gözüken dönerlerin domuz eti olduğunu duyunca tavuk döner ile yetinmesini biliyoruz. J Ama oda gayet leziz. Arasına koydukları sos beni benden alıyor yanına da Yunan birası oh lezzeti katlanıyor.








Burada dikkatimi küçük camlı kutular içerisinde kurutulan ahtopotlar çekiyor. Bu şekilde kurutup tüketiyorlarmış. Bir diğer dikkatimi çeken ise bu kitap toplama ve ihtiyacı olanın alabildiği dolaplar oluyor. Çok ince düşünülmüş bir iş bence.Gezip dolaşırken merkezdeki mekânları akşam oluyor planladığımız üzere Kokkari’ye gidiyoruz burada Meltemi de uzo ve deniz mahsulleri tatmak amacındayız. Bir gidiyoruz ki ne görelim mekân tıklım tıklım dolu, oturacak masa yok bize çok az ayakta beklememiz söyleniyor bu sırada kendini affettirmek isteyen müessese elimize birer kadeh uzo veriyor on on beş dakika sonra sahilde bir masa ayarlanıyor ve siparişlerimizi veriyoruz. Ücretler çok afaki değil kabul edilebilir boyutta tabi son Euro yükselişi şimdi olsa insanı etkiler mi etkiler. Ahtapot, kalamar, barbun balığı ve uzolarımız eşliğinde yemeğimizi yiyoruz. Ortam hoş, kalabalık ama şirin. Ben ahtapotu beğeniyorum ama kalamar on numara hatta üzerinde bayılıyorum. Yanındaki sosu mu o kadar lezzetli yapan çözemesem de gitmeden bir kez daha burada kalamar yemenin sözünü alıyorum Mehmet’ten.













    MELTEMİ
    MELTEMİ
    MELTEMİ
    MELTEMİ

Adada ki son günümüz de yakın mesafe dolaşmak biraz denize girmek niyetindeyiz. Yolumuz otelimizden çıkınca hep sağa doğru olunca bugün tam tersi yöne gitmeyi tercih ediyoruz. Önce bir kiliseyi ziyaret ediyoruz. Potami plajına bakan bu tepecik harika bir manzaraya sahip. Buradan çıkıp yolumuzun üzerinde bir şelale olduğunu öğrenip yol almaya başlıyoruz. Ormanlık alanda yürü yürü bitmiyor. Bizde ki Saklıkent tarzı bir yer burası bele kadar su içerisinde yürüyerek şelaleye ulaşıldığı söyleniyor ama biz bele kadar suya girmek için çokta uygun değiliz o nedenle vazgeçip Potami plajına gitmeye karar veriyoruz.









Potami halk plajı ama şezlong kiralanan bir bölümde var. Biz oranın yerli halkı gibi davranıyoruz havlularımızı kıyıya atıp eşşiz güzellikteki sulara bırakıyoruz kendimizi. İnsanın sudan çıkası gelmiyor ama berrak olduğu kadar soğuk suları Samosun. (Güzel olduğunuz kadar küstahsınız gibi oldu :D ) Yüzebildiğimiz kadar yüzüyoruz burada ben hayatımda ilk defa araba kullanıyorum yurt dışında. Acıkınca da Mehmetin sözünü yerine getirmesi gerekiyor ve soluğu yine Kokkaride kalamar yerken alıyoruz. Artık geri dönüş saatimiz yaklaşıyor yavaş yavaş Karlovassiye dönme vakti.
Eşyalarımızı alıp otelden çıkış yaptığımız için direk iskeleye gidiyoruz. Arabayı aldığımız yerde ve üzerinde anahtarı ile terk edip tekrar buraya gelme dilekleri ile feribotumuza biniyoruz. Bir seyahatin daha sonuna gelmenin verdiği hüzünle Samos’a baka baka uzaklaşıyoruz gün batımında. Tekrar gelmek dileğiyle…





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...